Alevi İbadetleri İnançları&Alevilik



Allah,eyvallahkapısında,döktüğün varsa doldur,ağlattığın varsa güldür.Yıktığın varsa kaldır.Doğru gez.Dost gönlünü incitme.Mürşide teslim ol.Yalan söyleme,haram yeme.Zina etme.Elinle komadığın şeyi alma.Gözünle görmediğin şeyi söyleme.Gelme gelme,dönme dönme.Gelenin malı,dönenin canı.Riya ile ibadet,şirk ile taat olmaz.Söylediğn meydanın,sakladığın senin.Allah eyvallah...



Kısaca ALEVİLİK

Birinci İmam Hz.Ali'nin tarafını tutan dünya insanların görüşü olarak tanımlanabilir.Buna,yalın biçimiyle,Ali partisi denilmeside mümkündür.Daha dar anlamıyla,Aleviliği,Ali evilik Ali evinden olanlar,Ali evinin yanında olanlar olarak tanımlayanlarda vardır.
Aleviliği kötülemek istiyenlerin zorlama yorumlarına göre,bu ad alev ile ilgilidir.Fakat bu bir yakıştırmadır.Alevi sözcüğünün aslı,Ali soyu anlamına gelen Alavi den cıkmıştır.
Başlangıçta Ali yandaşlarına Ali şiası adı veriliyordu Şia-yı Ali denilen bu kesim,daha sonra Şii olarak adlandırılmıştır.Şia yandaş,şii yan tutan anlamına kullanılmıştır.Daha sonra şii sözü yanlızca Ali yandaşları için kullanılır olmuştur.
Aleviliğin tanımından da anlaşılacağı gibi,bu kavramın ortaya cıkması Hz. Ali dönemine değin uzanır.Alevilik,genel anlamda,islamiyet içinde ortaya cıkan bir yan tutma olayıdır.Bu nedenle de siyasi bir tavırdır.Aleviliğin kaynağı,en başında,siyasal bir harekete dayanmıştır.
Zaten,İslamiyet de tamamen siyasi bir hareket olarak doğmuştur.İsalmiyet'in inanca.Tanrı'ya ait görüşleri,topluma yeni bir biçim vermenin araçları olmuştur.Alevilik,bu biçimlenişteki tavırlardan birisidir.
Burada önemle şunları belirtelim:
a)Alevilerin inançlarına göre, b)Yaşayan Alevilik genelliğine göre, c)Tarih bilgilere göre d)Alevi felsefesine göre değerlendirirsek
1-Alevilik İslamiyet'in içindedir
2-Hz.Muhammet,İslamiyet'in kurucusu olarak Alevilikte de temeldir
3-Bazılarının göstermek istediği gibi Alevilikten İslamiyet ve Hz.muhammet dışlanamaz.Yanlız bu kavramların yorumu değişiktir.Oda Alevilik,inaçla birlikte bir yaşam.bir felsefe bir kültür mozağidir.Dünyayı,doğayı,insanlığı,insanlık adına yazılan tüm kitapları incelemiş,irdelemiş faydalı olanı almış,faydasızların yerine çağın koşullarına uygun maddeler eklemiş,toplumun kişilere(birey),kişilerin topluma karşı tutum ve davranışlarını bir nizama,intizama koyan kurumlaştıran,vahiyle değil,akılla,mantıkla hareket eden,karanlıktan rüyadan,hayelden,hurafedan yana değil,işıktan,bilimden,çağdan yana olan,ahirete değil dünyaya değer veren,zalimdan,zorbadan,efendiden,beyden,patrondan ,ağadan yana değil.Mazlumdan,fakirden,köleden yana olan.Kadere,cennete,cehenneme,huriye,gılmana,meleğ e,kıl köprüsüne değil,yaşadığına,gördüğüne inanan,şartlandırılmış,dondurulmuş,kalıplaşmış böyle gelmiş böyle gitsin diyen değil,araştıran,soruşturan,mantığın almdığına amin demeyen insan gerçek insandır.Benim dinim sevgidir,benim kabe'm insandır,kuranda kurtaran da insan oğlu insandır,deret sende ise,derman da kendi ellerindedir,diyen...
Emeğe saygılı olan,ezilenin yanında yer alan,72 millete,tüm insanlığa bir gözle bakan,din,dil,mezhep,ırk ayrımı yapmayan,demokrasiye,laikliğe,insan haklarına,eşitliğe,özgürlüğe,aşk olan,sömürüye,soyguna,talana,vurguna,yobaza,softay a,falcıya karşı direnen.Ümeyye evlatları Abu Süfyan,Muaviye,Mevran,YezitEmeviler'in saltanatı,şahsi cıkarı mevkisi,makamı adına Muhammet mustafa'ın soyu olan İmam Ali evlatlarına,Ehlibeyitine yapılan insanlık aleminde emsali görülmemiş hakaretlerin,soykırımın karşısında,İmam Ali'ye evlatlarına destek olan,yan tutan,kayıran,bu uğurda bu güne kadar ezilen,sürülen,hor görülen,türlü iftiralara maruz kalan toplumsal muhalefetin adı Alevilik'tir,Kızlbaşlık'tır.

ALEVİLİKTE KURAN İNANCI
İslamcı çevreler Aleviliği Kuran'a bağlı olmamakla,onun hükümlerine inanmayıp uymamakla şuçlar.Aleviliği Kuran ve İsalm dışına atmaya çalışırlar.İslamcı anlayışla Aleviliğn bu alanda ayrıldıkları noktalar vardır.Olay,farklı değerlendirilir.İslamcı çevreler Kuran'ın tam,eksiksiz ve katışıksız olduğu iddiasındadır.Alevi çevrelerse Kuran'ın Ali ve Ehlibeyit'le ilgili hükümlerinin çıkarıldığı,kalem katıldığı,bir düzenleme süreci geçirdiğini savunurlar.Bu düzenleme sürecinin Ali ve Ehlibeyit aleyhine bir gelişme gösterdiğini ileri sürerler.Aleviler bu görüşlerinde yanlız değillerdir.Bilim çevreleri de Alevi görüşü destekler

Kuran'a Kalem Katıldı mı?
Bilindiği gibi Kuran bir düzenleme süreci geçirmiştir.Ebu Bekir'in halifeliği döneminde ezberden olan ayetler yazılı duruma getirilmiş,Osman'n halifeliği dönemindeyse Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturularak yazılı duruma getirilen Kuran'ın düzenlemesi yapılmış,ayet ve süreler üzerine sistemleştirilmiş,yedi nüsha çoğaltılarak İslam'ın yayıldığı bölgelerde birliği sağlamak amacıyla Amiliklere birer tane gönderilmiştir.Bu düzenlenen nüshaya tarihçiler Osman Kuran'ı derler.Birinci ve ikinci özgün metinlerse ilerde ayrılığa neden olur gerekcesiyle yakılmıştır(1)ders kitaplarına kadar inen bilgi budur.
Eyaletlerdeki mushaflar da yaktırılarak kitleler üzerinde etkin olan İbni Mesud ve Ubeyy b.Ka'b'ın kıratları yasaklanmıştır(2).Emeviler 700 yıllarında Kuran'ın noktalanması üzerinde çalışmışlar.Emevi halifelerinden Yezit ve Abdülmelik bin Mervan'ın buğruğundaki zalim ve kan tökücü vali Hattat ibni Yusuf-i Saggafi Kuran'a noktalama işaretlerinisokmuştur.Bu yolla sözcük ve tümcelerin değişebilme olanağı bulmuştur(3).Kuran'ın kimi ayetlerinin azlığı çokluğu üzerinde Şia durmuştur.Kimi saptamalar da yapılmıştır.Yanlız Kuran'ın Tanrıca korunduğu yargısına vararak Kuran üzerinde inançta birliği düşünmüşlerdir(4).
Alman tarihçi A. J.Dierl Peyganberin ölümünden yaklaşık 20 yıl sonra onun söylediği ayetlerden derlenen Osman Kuran'ı'nın Emevilerin çaba ve kararlarıyla düzenlendiği bir çok filtreden geçmiş ve özgün biçiminden uzuklaşmış olduğu kanısındadır(5).
Alman Kuran Trihçileri Nöldöke ve Schwally'ye göre Kuran'ın eksik ve Ebu Bekir-Osman lehlerine düzenlendiği konusunda ilk uyarılar Şii bilginlerinden gelmiştir.XI.y.yıl yazarları Kuran'da 500 dolayında yerin yanlış düzenlendiğine dikkatleri çekerler.Şii otoriteler Kuran'da bir çok ayetin Hlife Osman'ca çıkarıldığını ileri sürerler(6).Kuran tarihçilerine dayanan Muammer Sencer ele geçen Kuran yazmaları arasında farklılıklar olduğunu kanıtlar

Aleviler Neden camiye Gitmezler:
KUR'ANDA CAMİ VE MESCİT
Camiler ve mescitler hakkında yürüttüğümüz mütalaları yanlız zamanımızın düşünce sitemine istinat ettirmiyoruz.Bu meselenin kökü çok derindedir.Ta İslamiyetin zuhrunun ilk yıllarında bile cami ve mescit meselesi vardı.Şimdi Kur'an ve tarih yollarına baş vurarak Hz. Muhammet tarafından İslam mescitlerinin nasıl yıkıldığını isbat edelim
Allahu Taala Resulullaha ayet vehyederek camilerde namaz kılınmasını yasak etmiş ve Hz. Muhammed dahi camileri yıktırmıştır,nitekim Tevbe süresinin 107.nci ayeti

Müminlere zarar vermek ve gönüllerinde saklı duran düşmanlığı kuvetlendirmek için namaz kılmağa mescit meydana getirdiler.Bunlar Müslüman olmadan öncede Hazireti muhammed'le harbeden münafıklardır.Müminlerin arasını açmayı onları birbirine düşürmeyi akıllarına koymuşlardı.Ya Muhammed Müslümanlar,seninle birlikte namaz kılsın ve zikretsin diye böyle geniş mescit,cami yaptık derler,Allahu Taala dahi şahitlik eder ki,onlar yeminlerinde yalandır.

Tevbe suresinin 108.ayeti

Ya Muhammed kalkma ve ol mescitlerde ebediyen namaza durma.Evelce Tanrı korkusu üzerine yapılan mescidi evelde hakka ibadet haklı ve lazım bir ibadedtti.Orada rızaullah için kötü ahlaktan hem kendilerini pak etmeyi ve hem dekötü ahlaktan onları sevmeyi bilen bir güruh vardır.(onlar ile ol)

Sureti En'am 92.ayet
Ya Muhammed şunlar ki azaptan korktukları ahitete ve Kur'an-a iman ederler.Din direği olan namazlarını saklasınlar

Tür suresinin sonuncu ayeti:49
Gece namaz kıl açık kılmadan sakla yıldızlar batana kadar

Bu ayetten anlaşılacağı üzere hudut yıldızı batıncaya kadar

A'raf suresinin 55.ayeti:
Tanrınız ululuğuna yalvarma ve inlemeyi sırren ve batınen ibadaet edin çünkü Allahhu taala dua ile haddini tecavüz edeni sevmez.

A'raf suresinin 205.ayeti
Ya Muhammed Allahın kalbinde gizli zikret

Ve namazın Resul Ekrem tarafından gece kılındığı mazhepler tarihide yazar. Hikmeti Kur'an merakına ehil olanlara bu bir ilham azimidir ki, ahirzaman Peyganberimiz Hazireti muhahammed'in Miraci nasıl ki Tanrı taala ile kendi arasında gece ve tenhadır,namaz kılan müminin ve müminatın niyazı ve namaz ve taatleri de aynı surette hak taala ile sade kendileri arasında olduğuna bu bu müsbet deliller şöyle dursun akıl ve mantığın kabülüde böyle olduğu için Aleviler'de ezanla halkı namaza davet etmek yoktur.Ancak arzusu olanlar kendilerinden ibadete gide bilirler

TARİH ŞAHİTTİR
İslam tarihi tetkit edilince de görülür ki,HaziretiResuli ekrem'in ölümünden sonra ilk teravi namazı Halife Ömerin zamanında,ilk dört rekat gündüz namazı da Halife Osman zamanında kılınmıştır(Tberitarihi shf 15).Muaviye ve oğlu Yezit zamanında dini işler siyasete alet edilmiş hurafatla,evladı,Resüle kin duygusuyla doldurulmuş camiler mimberler yapılarak Hazireti Ali ve evladına lanetler yağdırılmış onları sevenler katledilmiştir

İsra suresinin 110.ayetinde şöyle buyrulur
Ya Muhahmmed deki rabbiniz celle şaneye Allah veya rahman isminden hangisiyle tesmiye ve dua ve nida ederseniz onun esmayi hüsnası(1)sendedir

Caferi Sadık Haziretleri de,Hutbetu Beyanında buyururki,bu iki isimden Allah ismi,azamdır.Bu isimle duanız kabul olunur.Allah isminden hangi harfi cıkarsan mana zail olmaz.

İşte Aleviler Kur'an-ı Kerim'inemirlerine uyarak Allah ismini anarak gülbank (cem) cekmeyi en büyük ibadet bilirler.Ve kalbi ibadeti tercih ederler

Camilere gidenlere de bir diyeceğimiz yoktur.Türkiye Cumhuriyeti laik bir ana yasaya sahiptir.İsteyen kiliseye ,isteyen havraya,itiyen sinamaya,isteyen gazinoya,isteyen meyhaneye,isteyen camiye gider.Biz yalnız şu noktayı işaret etmek istiyoruz ki camiye gitmeyen cami yapmamış olan Alevilere ve fikir adamlarına yapılan dedikodu bırakılsın.Ortada ikilik kalksın.Alevilerinde hak yolunda oldukları anlaşılsın da birlik olsun Türkiye'de dirlik olsun.

Aleviler Neden hac'a gitmezler:

HAC VE HACERULESVET
Burada Hac ve hacerül Esvet taşının tarihi olaylarının yazılmasıyla hakikat anlaşılır.Şahsivaril İslam adlı Tarih kitabının 1. sahifesinde şöyle yazar:Kabeyi ziyaret İslama mahsuss bir ibadet değildir.İslam dini cıkmadan önce putrerestler zamanında Arabistan yarımadası putperestleri kabeye hürmet beslerler ve ziyaret ederlerdi.Mekke ortasındaki Haceri Semavi(Yani Hacerülesvet)taşının etrafına toplanıp secdeye kapanırlardı.Burada,Kudüs ve Yunan putperestelerinden öğrendikleri üzere kurbanlar keserlerdi


FARAİZİ HACCIN BÜYÜKLÜĞÜ KUR'ANDA
ASKERE YARDIMDIR

Kur'an emrine uymak lazım gelirse,hacca gitmekten orduya yardım etmek daha hayırlı bir sevaptır.
Haç için harcanan paraları memleket imarına,yollara,fabrikalara,havacılığa yatırmak daha iyi bir hacılıktır.Ve sevabı o nisbetten hacdan daha büyüktür

Kur'an-ı Kerimin Tevbe suresinin 19.ayetinde buyurur
Siz hacılara sakacılık ile mescüdilharamı yapmayı,Allahu taalaya ve ahirete iman getiripte din ve vatan yolunda fisebilillah çarpışanlar ile beraber mi tutarsınız.Müşrüklerin bu düşünceleri müminlerin güzel işlekleriyle Tanrı taala yanında beraber olmaz.Allahu taalaya ikilik etmekle nefislerinize zul medenler hidayete ermedi

Osmalılar döneminde hac olarak Erdebil'e de gidildiği bilinir.Eleştirenlere Biz ölüye deyil,diriye varız

Yunus Emre der Hoca
Gerekse bin var Hacc'a
Hepsinden iyice
Bir gönüle girmektir
Yunus Emre

Hararet nardadır sacda değildir
Akıl baştadır,tacda değildir
Her ne arar isen kendinde ara
Mekke'de,Kudüs'te Hcda değildir

Hacı Bektaş veya Kaygusuz Abdal
Aleviler ta başından beri hac konusunaakılcı bir pratikle yaklaşmışlardır.Gönül yapmayı amaçlıyarak,haccı Anadolu insanının eğitimi anlayışına indirgemişlerdir.Anadolu insanının parasını ve gücünü Arap çöllerinde harcamaktan kurtarmışlardır.

KIBLE
İbadet esnasında yönelik en mühüm nokta bir insanın kendi kalbi veya iç varlığıdır
Kıble hakkında Kur'anın emri şöyledir Sureti Bakara 115.ci ayet
Güneşin doğup battığı yerlerin cümlesi Tanrı taala mülküdür,pes hangi tarafa yüz döndürür isenizAllahu taala ibadet tarafı orasıdır.

Yine Kur'an-ı Kerim'de Zümmer suresinin 17.18. ayetinde

Ya Muhammed onlar ki,her çeşit tapınan putlardan sakınıp kaçtılar,şunlar Allahu taalanın ibadet ve niyazına döndüler.Onlar için ölüm vakitlerinde ve geri dirildiklerinde melekler diliyle onlara cennet müjdesi vardır.Ya Muhammed sözü işitip onun güzelliğine uyan kullarıma müjde eyle. Menzil maksuda erdiler onlar. Akıl kamil sahipleridir.

Allaha yalvarmak için her taraf kıbledir.İbadet esnasında Hacerulesvet gibi belli bir noktayı ve bir şehri daima olarak Kıble kabul etmek o nokta veya şehri putlaştırmak gibi bir şey olur

KAYNAKÇA
öz kaynaklara göre Alevilik_Rıza Zelyut
Kur'an'da Hikmet Tarihte Hakikat_Halil Öztoprak
Aleviliğe İftiralara Cevaplar_Baki Öz
Alevilik'te Cem_Hüseyin Gazi Metin

Cevizin Yeşil Kabuğuyla Uğraşmak

Alevilik İslam tasavvufunu bilmeyenler aynen cevizin ne olduğunu bilmeyip yeşil kabuğunu ısırıp bu nebiçim şey diyerek kaldırıp atan kimseye benzerler.Onlar cevizin içindeki özü bilmeyip ancak dışındaki yeşil kabuğu ile oyalanıp durmaktadırlar.Alevilerin, İslam'ın dışı olduğunu iddia edenler olsa, olsa kara cahillerdir.

Aleviliği, Alevi gibi yaşayanlar bilir, Aleviliğin kaynağı, Hz. Muhammed, Hz.Ali, Ehl-i Beyit'e bağlılıktır. Aleviliğin kaynağı Hoca Ahmet Yesevinin hikmetlerinde geçen terimlerdir. Semahtır, Pir rızasıdır.Ehl-i Beytin yoludur. Miraç, kul hakkı, hak rızasında, Hz. Ali yandaşlığındadır.

Alevilik onların sandığı gibi dinsizlik değildir.Dünyanın en büyük dinleri ve inançlarının evrensel değerleriyle bütünleşmiş ve İslamiyet tasavvuf yorumu ile yoğrulmuş, iman ve insanlık yoludur. Alevilikte , Allah sevgisi,Hz. Muhammed, Hz.Ali ve Ehl-i Beyte bağlılık vardır. Aleviler, Hz. Aliyi sevmenin, Hz.Muhammedi sevmekle eş değer olduğuna inananlardır.

Aleviler, Hz. Alinin üstün niteliklerini ve Kurânın gerçek yorumunu içsel anlamını başta Hz. Ali olmak üzere, Ehl-i Beyt, 12 İmam ve Yedi Ulu Ozanın tasavvuf derinliği olan kişilerle keşfedildiğinden dolayı, Alevi İslam inancını kendi içlerinde içselleştirerek savunanlardır. Hacı Bektaş-ı Veli, Alevilerin Serçesmesi (Pir)dir. Alevilerin beslendiği kaynaktır. İlim, irfan,barış, sevgi ve direniş pınarıdır.Aleviler, Hacı Bektaş-ı Veliden alınan güçle yüzyıllardır zulme , asimilasyoncu politikalara ve sizin gibi gerçek düşkünlere karşı bir direniş kaynağı olarak mücadele etmiş ve Alevi İslam inancının bayrağını yükseltmişlerdir. Gönüllerinde yüreklerinde ve kişiliklerinde yaşatmış ve yaşatacaklardır.

Aleviler Allaha kul, Hz.Muhammed'e Ümmet, Hz.Ali'ye talip olanlardır.
Cevizin yeşil kabuğu ile uğraşıp özünü bulmak istemeyen insanlara Kur-an'ı Kerim'de aynen şöyle denilmektedir.

Beled Suresi ayet8.
Halbuki biz ona,doğru yolu görmek için iki göz,doğruyu söylemek için bir dil ile iki dudak verdik.Akıl verip eğri yolun kötülüklerinden korunup,doğru yolu bulmasına yardım etmedikmi?

İnsan aklını gereği gibi kullanamaz ise sapıklıkta kalır.


Cemevi(Meydan) ve Cami

-Cami.Sıfatlar alemi

-Meydan. Zat'ı İlahi sırrıdır

-Cami'de Şeriat

-Meydan'da ma'rifet vardır

-cami'de. ibadat

-Meydan'da. İbadetle birlikte "tevhit"için toplanılır

-Cami."İnne evvele beytin vudi'a linnas,mubareketen lil alemin
Al'i imran ayet 96,Mekke'de kurulan evlerin ilki Kabe'dir.Tanrı,insanların doğruyu bulmaları için onu ziyeret yeri yapmıştır.Orası İbrahim Peyganberin yeridir.

-Meydan'da ise."Feeynema tevellü fesemme vechullah.Bekare ayet 115 hangi tarafa dönerseniz Allah'a ibadet ve taat ciheti orasıdır
-Meydan."Beytil 'mukaddes"tir.Kutsal evdir.Gayb erenlerinden "Rical'ilgayb" toplantı yeridir.Mahşer yeridir
Doğudan batıya dek arzın her tarafı Ulu tanrı'nın mülküdür.Ne tarafa dönerseniz Tanrı,kabul eder.Burası doğuş alanıdır.

Cami.Yüzünü Mescidil haram tarafa döndür.

-Meydan.Doğu tarafta batı tarafı da Allah'dır.Hükmüne uymuştur

-Cami'de. ibadet borcu ödemek

-Meydan da ibadet. niyaz Miraca varmak içindir

-Cami. Güven yeri

-Meydan. Kurban yeri,sonsuza varmak yeridir.

-Cami'nin taştan mihrap ve duvarı vardır.

-Meydanda nurdan"Elest'tü"mihrabi. Elestü bi Rabbiküm kalu bela"Ben sizin Rabbiniz değil miyim?demiş.Onlar da evet demişlerdi.Araf suresi ayet 171

-Cami'de. kıbleye dönüş var.

-Meyda'da. karşılıklı kıble oluşur

-Camide amin,amin derler

-Meydan'da. Allah allah

-Cami'de. Hoca ve müezzin var

-Meydan'da. Rahber,Pir ve Mürşit var Taht'ı Muhammedi var.Tanrı elçisinin"Gadir'i Hum"daki konuşma kürsüsü var.

-Cami'de. Namaz kılanlar,du'a edenler,birbirlerinin yüzlerini görmeden dururlar

-Meydan'da. Duada,niyaz'da ise tümü birbirlerinin karşısında,yüzlerini görürler.Yani ibadetlerinde yüzleri birbirlerine karşı duruyorlar.Taş duvara değil.
Meydan'da. Alla'ın rızası ve Cemal aranır,Tevhit makamıdır,esas manası:Kulun Allah'la birleşmesidir.

-Cami'de ne olursan ol yeterki gel çağrısı var.

-Meydan'da. defalarca tövbeni bozdunsa da gel çağrısı yoktur.Bu yol Alevi'liğin İslamın özü olan sevgi yoludur.

-Meydan. Muhammed Mustafa'nın dinindeki özü.Ali yel Mürteza'nın erdem yoludur.Şehidi Kerbela,İmam Hüseyin'in eğilmez başı.Hallacı Mansur'un eynel hakkı.Muhyittin Arabi'nin vahdeti vucudu.İnancı uğruna derisi yüzülen Nesimi'nin canı.
Türkistan piri Ahmed'i Yasevi'nin hikmeti.Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin edebi.Anadolu'nun ortasına diktiği Meş'alesidir.

-Meydan. Muhammed Ali'nin aydınlık yolu,insanlık için bir ışıktır.Güzelliğin dostu,kinin garazın yok edicisidir.

-Meydan. Ruhun gıda alacağı insanlık sevgisi,kimseyi dinine,ırkına göre ayırmadan seven ilahi bir yerdir

-Meydan evi. Hz.Ali adına kurulmuş.İslamın özü olarak yaşatılmış,insanların düşünce ve inanç özgürlüğüne saygı duyulan yer.

-Cami de. İbadet yapılırken kadın erkek ayrımı yapılır.

-Meydanda Cem evinde. Tanrı buğruğu olarak,Ey insanlar.biz sizi kadın ve erkek olarak çift yarattık.Hiç bir kimse,diğer bir kimseden üstün yaratılmamıştır.Bir birinizle,bağlılık ve dostluk kurunuz,diye insan eşitliği anlatılır.

-Cami'de. Selat'ü talim

-Meydan'da. Selatü daim vardır

Alevi'lerde Tavşan Neden Yenmez?

Tavşan çeşitli canlılara benzer.Kafası kediye,kuyruğu domuza,adet(hayız)görmesiyle insana,kulakları eşeğe,ayakları köpeğe benzer.Birleşme ve doğurma biçimlerinde gariplikler vardır.Eti yoktur.Pıhtılaşmış kan külçesidir.Pişirmek için çok malzeme gerekmektedir.

Tavşan,Alevilerce uğursuz sayılan hayvanların başında gelir.Alevi ve sünni müslümanları ayıran en belirgin biçimsel öğelerdendir.Alevilerin;üzerinde tavşanın geçtiği tarlalarını yedi yıl ekmediklerini söylüyerek.alay edilir.
Oysa tavşanın geçtiği her tarlanın ekilmemesi durumunda bir çifci toplumu olan Alevilerin köyleri beklememeleri,tüm arazilerini ham bırakmaları gerekirdi.Bir yabanıl hayvan olan tavşanın geçmediği arazi düşünülemez

Tavşan Başka Toplumlarca da Yasak
İran şiiliğinde de Tavşan kirli kabul edilir.Eti yenmez
Yahudi inancında da yasaklanıştır
Tavşan Hititler'de "tabu"dur yasaktır

Aleviler'de Uğurlu-Uğursuz Kabul Edilen Hayvanlar
Uğursuz Hayvanlar
KeklikKızıl ayaklıdır.Ayakları Hüseyin'in kanına bulandırdığı inancıyla Aleviler kekliği sevmezler
Katır Sevilmeyen hayvanlardandır.Tanrı'nın lanetine uğradığından dölü olmadığına inanılır
AyıSevilmez adı anılmaz."Dağdaki","Kocaoğlan"gibi gönderme adlarla dile getirilir
Domuz ve Hindide sevilmez
BaykuşUğursuz
Keklik Müvsit
Uğurlu Hayvanlar
Turna En hayırlı kuştur.Sesi,Hz.Ali'nin sesi gibi kabul edilir
Kırlangıç Kutsal sayılır
Geyik kutsal sayılır
Koyun.Koç kurbanlık olarak "mübarektir"
At Kardeş ve murat sayılır Hz.Ali de "düldül"denen atıyla birlikte Alevi'nin kafasında yer etmiştir
Bülbülsevilen
GüvercinAlevilerde kutsal'dır.Avlanmaz,kesilmez ve yenmez.Hacı Bektaş'ın Sulucakarahöyük'e güvercin biçiminde(-donunda)geldiği inanışı vardır
Şoförlerin yoluna tavşan çıkmasını uğursuz saydıkları,Yılan görmeyi de rahat yolculuk belirtisi olarak inandıkları bilinir.

Alevi'likte Kadın. Şeri-Sünni'likte Kadın

ALEVİLİKTE KADIN


ALEVİLİKTE KADIN: Yeri Yüçedir. Şeri dünyanın hiç yapamadığı bir yaşantı vardır Alevilerde. Kadının yüceliği, saygınlığı da bunlardan biri. Alevilerde Cemde kadın ve erkekler birlikte tapınırlar, birlikte Semah’a kalkarlar. Evlenme ve boşanma hukuklarında Alevi kadını güvence içerisindedir. Alevilikte kadının toplumsallaşmasında sakınca görülmez. Kadın aşağılanan bir varlık değil, yücelen bir varlıktır. Anadır, eştir. Bu nedenlelerle olacak ki Alevilikte kadın “topraktır, yurttur” . Kutsallığı bu düzeydedir. Yani “toprak Ana”dır. Alevilikte şeriatın kurallarına bağlı kalmaz. Alevilikte kadının toplumda önemli yeri vardır. Din adamı olan dedenin eşi <<Ana>>dır. Ona da dede ölçüsünde saygı duyulur. Kadın erkeğiyle birlikte dinsel törene (Cem’e) katılır. Kadın hayvan kese bilir. Alevilikte çok evlilik ve çok eşlilik yoktur. Alevi geleneğinde dolu kadın yüceltisi ve eşitliği vardır.
Kadın yaş durumu, evdeki ve toplumdaki konumuna göre <<ana>dır. Öyle sevilir. Kadın kocasının erkeğinin yanında <<Eş>>tir. Karşılıklı saygı ve sevgi temeldir. Kadın <<Bacı>>dır. Eşinin dışında bütün canlarla kardeştir.

Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde
Hakk’kın yaratığı, her şey yerli yerinde
Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok
Noksanlık, eksiklik senin görüşlerinde


ŞERİ-SÜNNİLİKTE KADIN


Şeri-sünnilikte kadın <<erkeğin tarlası><dır. <<Eksik<<tirler. Gerektiğinde <<dövülebilirler>>. Mirasta kadınlar erkeğe eşit değillerdir. Erkek kadının iki katı mal alır. Kadının boşanma ve boşanılma durumunda çocuklarını sahiplene bilme hakkı yoktur. Kadınlar imam ve halife olamazlar. Yöneticilik yapamaz,topluma giremezler. Kadınlar tek başına tanık olamazlar. İki kadının tanıklığı bir erkeğe eşittir. Kadınlar örtünmelidirler. Seçime katılamazlar. <<Uğursuzlardır>>. Kadının kestiği yenmez.Şeri-Sünnilikte erkeğin iki dudağı arasından çıkan <<Boş ol!>> sözüyle bir anda kadın boşana biliyor.Şeri-Sünnilikte erkek üstünlüğü sonucu çok kadınla evlenme olanağı var dır. Namaz kılanın önünde Kadın, köpek, domuz,eşek, geçerse namazlar bozulur gibi sözler hala günümüzde söylenmektedir.


Dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra dışarı çıkacak ve şu kurallara kesin uyacaktır:
1-Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne,
2-Hiç çıkmamış gibi davrana,
3-Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya,
4-Kalabalığa karışmaya,
5-Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya,
6-Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura,
7-İşini bir an önce bitirip evine döne,

İmamı Gazali – İhyayı Ulumuddin – 2/290

Kadın sekiz sıfatlıdır:

1-Giyim kuşam hevesinden maymun.
2-Fakir düşmeye razı olmadığından köpek.
3-Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan.
4-Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep.
5-Evden eşya sattığından fare.
6-Erkeklere hile kurduğundan tilki.
7-Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyundur.

İmamı Gazali- İhyayı Ulumuddin

Kadının yeri soğumadıkça erkek, kadının oturduğu yere oturmamalıdır.

Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 24

Kişi kadınını yatağa davet eder de kadın kaçarak eşi sinirli bir şekilde gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lanet eder.

Sahihi Buhari 9/36

Alevilikte Tasavvuf

Her talip bir değildir
'Bir gerçeği savunurken ona ilk önce kendimiz inanmalıyız' (Hz.Ali K.V)

Hakikatin kafiri şerrin evliyasıdır' (Yunus Emre)

Yol erine göre,şeriat çırağdır, mumdur, tarikat fitil marifet yağdır, hakikat ışıktır. Çıra gibi doğru durmak, fitil gibi yanmak, yağ gibi erimek ve ışık gibi nur saçmaktır. Dil ile ikrar, kalp ile onaylayıp inanıp iman getirmektir. Güneş, gül gül bahçesine düşerse gül kokusu, çöplüğe düşerse süprüntüsü kokusu çıkartır.
Ben bir kandilim seninle yanarım, sensiz kalınca sönerim. Ey benim hikmetimden sual olunmaz. Rabbim sen bensiz ne alemdesin? 'Biz ona ondan yakınız.' diyen sesi duyunca içinde bir cümbüş olur aşıkın. Gönlünü kıble yapar. Artık mihrabında minberi de görmez.
'Tekbir ile, gülbank ile at koşturan erler
Kur'an kesilen nur gibi insanları inler
Aşık Noyan varını yok etmiş o sesler
Sazında cihanın yüce süphanları inler'
(Aşık Noyan)


Gıdası vuslat olana ne kuzu eti lazım, nede saman.
Didara erişince iyice bak ki, aşık gözün doysun. Zira bayram günü oruç tutulmaz. O zaman havervah kalabalığından uzakta, cananı ile halvettedir. Gönül tenha olsun zefkinede, dost: gözün uyarsa uyusun, ama gönlün dalgınlık bile etmesin, seher vakti aşkını en kıymetli demidir.

'Erenler bağının bülbülleriyiz
Şahımız gül olmuş biz kullarıyız
Hakikat şehrinin biz yollarıyız
Yürüt, sakii, demi, irfan cemidir'


Canana ulaşayım, onun yüzünü bir azıcık göreyim diye beklerken uyuyup kalmak olurmu? O gelmiş seni geflet uykusunda buluyor. Uykuda karşılanan sevgili bir daha kapını mı açar? Hz. Muhammed'in Mir'acının olgunluk meyvesi gece toplanır. Gece samimiyet içinde bir an tefekkür, gündüz camilerde yıllarca riyakarane namaz dan daha makbul ibadedtir. O ne güneşlere aldırış etmede nede yıldızlara...

Bir halden hale geçiş ki sığmaz... Göze gelmez...Kaal sözü bırakmış haldedir. Yani inancını takbiktedir.

Yar adını zikrederek, yar dedikçe boncuğu gevheri fark eder. boncuk çarşısında inci satmaz. Vahdet denizinde incisini hasını bulmayı bilir. Bu dilde Kur'an arapça değil Rabca olur

'Muhabbet şarabı olsam
Yar beni doldurup içermi bilmem'
(Seyrani)


Aşka en büyük bayram canan eşiğine yüz sürüp cemal cemale muhebbete vasıl olmaktır. Sükün içinde leddüni bir ahengine uymuş. devir etmede olan insani kamildir. Her muhabbetde 'Kaalu bela' meclisini elüstü bezmini bulur. Hacı Bektaşı Veli, Mevlana Claleddini Rumi ve onlar gibiler, ellerini onun ellerinde birleştirir. Böylece muhabbet şiddetlenir. Vecd ve cezbeye varırlar. Cehennemleri söndürür, o ateş meydanlarını cennet yeşilliklerine döndürür. Şevkle dünya işine, aşkla ahret işine çalışırlar.
Bir insanı kamil bulki senin de gönlünü havayi hevesten boşaltsınki oraya nur ışıkları dolsun. Açık keramet göstermek bir benlik davasıdır. Zerrece kıymeti yoktur. Hamervah bak yüzünü yıkamışta ayna kirli diye söyleniyor.

'Fazilet sahibinin kıymetini fazilet sahibi olanlar bilir'
(Hz. Ali K.V)

Mide düşkünü zahide cennetten bahsettikçe o aradaki yemek, içmek, huri, gılman lezetinden düşünür ve öyle anlar.
Aşk, yani talip meydanda dar'ı mansurda aşk kementini boynuna geçirince ilk iş olarak kendini varlığından kurtarır yana yana gönül ateşini gül bahçesine çevirir.
Yolunu dosdoğru yürür. Fitne aleminden kendini koruru ve kurtarır, iliklerine kadar bütün hücreleri göz kesilir. Yani güzellik kitabını yazar. Erkanında edep meydanında bütün milletler bütün kainat bir araya toplanmıştır. Gönlündeki didara tapar. O nun sevdiklerini sever, düşmanlarına düşman olur. Ama yine de onlara kötülük etmez, edemez. Çünkü o toprak gibi turap olmuştur. Onun için Şah'ı Merdan Ali'ye Ebu Turab dediler. Horasan erleri gibi hepsinin sözü bir, duası bir olur.

Alla, Allah. Kaalu bela'dan beri hakkın birliğine eyledik ikrar. Bu yola canu seri, nebimiz vardır. Ahmed'i Muhtar

Üçler, beşler, yediler, kırklar

Nuru nebi, kerem-i Ali pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli demine devranın hüü diyelim, hüü, dost, Allah, eyvallah...


'Ben ilmin şehriyim. Ali de kapısıdır.'
(Hz. Muhammed)


Şair Hilali bu konuda şöyle diyor:

'Ben ilmin şehriyim Ali de kapısıdır, demiş
Ben de onun köpeğiyim'

Tasavvuf İslamiyetten evvelde vardır. O bütün ruhi vicdani olaylar ile ilgili olduğu muhakkatır. Zira o edep bilgisi kamil insan oluş bilgisidir. Bu işi hayvan olan değil, hayran olan anlar. Nadan olan değil, nalan olan anlar.
Türkün yeni tasavvufuna enel aşkı getirenlerin. Gönlü şad, himmedleri hazır olsun.
Hazreti, Hüseyin'e yapılan zulmü, ateşli bir dille Mersiyeler söylendiğinden Aşk Kemali'ye, Alevi dediler. Oda bir mersiyesinde şöyle diyor.

Arife eşyada haktan gayri yoktur Münceli
Keşfeder bu sırrı sevda'yı Muhammed'le Ali
Sünni şiilik kalmadı bende beli
Taatın eyler Fuzili takat oldukça veli


Tasavvuf üzerine bir takım kitaplar yazılmış bulunuyor. Evet İslamdan evvel de tasavvuf vardır. Fakat, Hz. Muhammed2le bu evvelki tasavvuf kavramı arasındaki fark Firavun eynel Hak diyor, Mansur da eynel Hak diyor, sözlük anlamı aynısıdır. Fakat anlam bakımından aynı değildir. Anlam açısından tamamen ayrıdır. İslam tasavvufu, fahr-i alem Hz. Muhammed (ilm-i leddünni)'den taşarak, kamil ve ariflerin gönlüne akmış ve akmakta bulunan ilahi bir ilimdir. Bu ilim, ancak ve ancak kamil bir mürşidin terbiye ve telkinleri ile ve talibin isteği ile elde edilebilinir. Bundan başkası sadece laftan öte geçmez.
Bunu söylemekteki amaç bende görülen her ne var ise ancak ve ancak tevfiki ilahi olduğunu bilip gören herkes bizimle beraberdir.

'Cismim ruha döndü elhamdülillah
Herşey fena bulur bakidir Allah
Haktır Muhammeddir hem resullah
Ben Al'i aba bendesiyim Allah eyvallah'


Mürşidi kamil, kafirin gönlündeki nefs-i emmareyi ruha çevirince (men erefi nefes fakat arafe rabbe) Yani nefsini tanıyan Rabbini tanır. İşte o zaman kainatı da tanımış olur. Böylelikle insan kamil yani olgun bir insan olabilir. Fena fiilerdendede kurtularak, Tevhidin anlamını kavramış olur. Örneğin: Elinde kılıç olan bir asi, elinde kılıç bulunurken ettiği isyanı, kılıç elinde alındıktan sonra yapmaz.

Her talib ve her aşık bir değildir. İlahi de isteği rütbesi, dileği kabı aldığı kadar doldurur. Zira yabancı yanında Zikr-i Cehri etmezler. Mürşid-i Kamil'in sohbeti muhabbeti talibin gönlündeki evhamı hayaleti giderir. Tevhid sırları açılır. Haktan başka bir şey göremez. Hakikatı Muhamediye dairesinde seyre başlar.

Bu ufukta güneş doğduğu zaman. o ufukta zulmet kalır mı? Zulmetin olmaması güneşin olmaması değilmidir? Hakikatte, mürşid vekaleti Muhammediye ile talibe istidadına göre bir telkin verir. Artık bu zat insanı kamil mertebesine ulaşmış olur.
Hz Peyganberin evladına ve onları sevenlere reva görülen zulmü ve haksızlığı gözlerinden akıttığı kanlı yaşlarla yana yıkıla dile getiren ve Ehl-i Beyt muhabbetine gönülden bağlı olan. erzurum'lu Aşık Kemali'nin bir mersiyesinden abazı alıntılar.

Muharremdir, kamer mahzun, güneş me'yus ağlar
Felek şerkeste mebhut, hayrete dalmış cihan ağlar

N e düşmesin, behey ibn-ür-recim ey sakı-yı iblis
Senin yaptıklarına düşmen-i insan olan dahi ağlar

Kuruldu hayme-yi ahdar o gün Kerbübela içre
Bu gün Kerbübela'da kaldı hala aşıktan ağlar

Mürşit talibe daima allahu tealayı anmasını emreder. Mürşid vekalet'i Muhammediye ile talibe anlıya bileceği derecede telkin verir. Artık bu zat insan-ı kamil mertebesine ermiş sayılır.
Kemali neticede şunu diyor, geçirdiğim şu yetmiş seksen senelik ömrümde elimde netice olarak bu kaldı. Gayre bakma, sen de iste, sende bul. Şunuda söylüyelimki kırk sene medrese aleminde ilim tahsilini çalışmaktan bir insan-ı Kamil'e bir dakika mulaki olmayı daha hayırlı buldum.

Pir Sultan Abdal da şöyle diyor:

Talipten talibe yolun farkı var
Yol içinde türlü türlü görgü var


Bu örneklerde gösteriyorki her talip ve aşık bir değildir

Saygılarımla

Kaynak
Ali Ağa Varlık
ALLA HEDEF CAN NOKTA
Alevi- Bektaşilikte Tasavvuf S:28/34


Yorum Yaz